22 Kasım 2013 Cuma

Su akar yolunu bulur...

Peki akan sular neler götürür bizlerden..

Önce kızıp, sonra kendimizi doldurup ya da çevrenin dolduruşuna gelip ve bütün kızgınlığımızla bütün köprüleri yıktığımız durumlar, insanlar..

Su akar yolunu bulur.. Böyle demişti kısa bir süre önce.. Akan suların bize doğru akacağını sanmıştım..

Su aktı yolunu buldu artık sularımız ayrı akıyor.. O bu durumdan memnun olduğunu dile getirdi.. Hayatında ben olmadığım için mutlu olduğunu, yüreğini incittiğimi ve bu incinmenin zamanla kocaman bir çatlak haline geldiğini benimse bu çatlak için hiçbirşey yapmadığımı aksine çatlağın üzerine basa basa daha fazla canını acıttığımı..

Benim niyetim ne onun canını acıtmaktı ne de benden uzaklaşmasını sağlamaktı. Sadece "kendim" olmak istedim..

Kendime çok kızdım.. Ama kendine kızmak ne birşeyleri hallediyor ne de çatlakların içinden akan suların sızmasını engelleyebiliyor.. Kendi dünyama çekildim o yüzden.. Yapayalnız kaldım belki de kalabalıklar içerisinde, evimde kendime söyledim şarkılarımı.. Hazırladığım kahvaltılar kendimeydi yalnızca..

Su aktı yolunu buldu..

Eğer ben hayatında yokken mutluysa hayatında olmayacağımı söyledim, gözlerinin içine baktım benim gözlerim çoktan dolmuştu ama onun gözlerinde öfkeden başka ufacık birşey göremedim.. Sessizce çıktım evinden ona ait olan hayatından..

Su aktı yolunu buldu.. Onun da söylediği gibi sularımız artık ayrı akıyor..

Herkes gidecek, peki yanımda kim kalacak onun dışında? Ya da onun yanında kim kalacak benim dışımda?..

Kardeş gibisi var mıdır ki şu hayatta..

Umarım sular bulur tekrar yollarını.. Geç olmadan, daha fazla hiçlikte kaybolmadan.. Ama bu defa bulduğu yol ne onun canını acıtır ne de kendi canımı..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder