30 Ağustos 2013 Cuma

Ve tatil başlar.. :)

İtinayla ya da çabucacık bavul hazırlanır :) 
Ardından, tabi uçak için biraz geç kaldığımdan bi de malum otobüs yolculuklarını sevdiğimden otobüs bileti alınır
 Terminale gidilir ve otobüse binilir :)) istikamet tatil :)) 

Bana iyi yolculuklar size iyi geceler. Bol bol yazıcam e tabi hayat paylaşınca güzel :)))

26 Ağustos 2013 Pazartesi

Küçük kafa koca yürek :)

Bir insanın gözleri her zaman gülmez..

Böyle dedi bankaya gelen fatura müşterilerimizden teyzenin biri :) "Her ay seni görmeye geliyorum buraya, bir insan güler ama gözleri her zaman gülmez."

Bugün o kadar şikayet ettim ki çalışmaktan, yorulduğumu düşündüm sürekli, yüzüm neredeyse hiç gülmedi ay sonu yoğunluğu bi yandan karnımın ağrısıyla çalışmak öteki yandan sürekli gelip giden talimatlar diğer yandan derken elinde bastonuyla her ay sektirmeden gelen kırmızı yüzlü teyzem geliverdi kapı yanından :) Yürümekte dahi zorluk çektiği o kadar belli ki; "Komşu dedi aslında ben yatırırım teyzem sen gitme bu sıcakta diye ama ben seni görmeye geldim, herkesin gözleri senin gözlerin gibi gülmüyor evladım" demez mi bi de ardından. Tabi ağlamaya sürekli meyilli olan benim gözlerim doldu şapurşupur ama bozuntuya da vermedim "Siz de hep gelin, hem size de yürüyüş olur güzel olur" demekle yetindim boğazımda 41 düğüm tükrüğümle boğulmak üzereyken :)

Bugün birkere daha farkettim, aslında insanı o kadar çok demoralize eden şey var ki ama bi o kadar da moral motivasyon olan, gülümsemesini sağlayan, aklına geldiği anda yıkık olan moralini destekleyip ayağa kaldıran, tökezleyerek de olsa yürümesine yardımcı olan..

Yarın yepyeni bir gün, kendime gelebilmemi sağladığı için kırmızı yüzlü yaşlı teyzeme teşekkür ederim :)

Kafam küçük olabilir ama kocaman bir yüreğe sahip olduğumu hatırlattığı için.. :))

Herkes güzel başlasın yeni güne diye şimdiden yazim dedim.. Şimdi okuyan herkes yüzünde kocaman bir gülümsemeyle uyuyup uyanabilir :))

Bir de son birşey daha var, gülerken sadece gülmek için gülmeyin, gözlerinizde sizinle gülsün o zaman daha çok hissediyorsunuz yaşamanın ne demek olduğunu sanırım :))

İyi geceler herkese.. Ya da günaydın da olabilir :))


25 Ağustos 2013 Pazar

Çayla romantizm :))

Seviyorum yahu kendimi :)))
 Müzik olmadan da olmaz tabiki :)

Hasta bir haftasonu :(

-Benim evim denizi görüyo
-Eee nolmuş benim evimde E-5 i görüyo, üstelik gece görünüşü daha güzel :))
Aman Yerabbimmm bütün gün evde olmak ne fena bişey aslında evde zaman geçirmeyi çok seviyorum ama hastayım, karnım ağrıyo ve yerimden kalkamıyorum :(( kendime türlü türlü eğlenceler bulmaya çalışsam da pek başarılı olduğum söylenemez. Evin en güzel manzarası E-5 manzarası :)) bütün gün izlemek insanın içini darlandırsa da yine de seviyorum İstanbul'un kalabalıklığını izlemeyi. 

 Günüme biraz kitap ve çayı da kattım tabi haliyle. Uzun zamandır okumak istediğim kitabı okurken kitap okumaktan dahi keyif alamadığımı farkettim. Noluyo bana acaba :( Keyifsiz bir insan oldum çıktım mı ki ben acaba yoksa hasta olmaktan dolayı mı bu keyifsizliğim :(( Bi de insan bütün gün kendiyle kalınca sıkılıyor sanırım. 
Hasta haliyle azıcık da olsa ilgi bekliyo ama nerdee :) Ablacım sağolsun sabah kahvaltıya çağırdı beni ama sonra eve gelince tabi evim ve ben yalnızlıkla vals ettik adeta. Ahhh haftaiçi evde vakit geçirmeyi özlesem de ben hasta olmayı hiç sevmedim yahu :( 

24 Ağustos 2013 Cumartesi

Düğünün ardından..


 "Şimdi ben bu gelin çiçeğinin bi parçasını kaptım ya e gelinin ayakkabısının altına ismimi de yazdım e sıra zaten bende, o zaman ben de evlenir miyim acaba :))"


 Ankara yolcusu kalmasıınn diye diye gittik Ankara'ya. Sakın kimse üstüne alınmasın, ben ısınamadım Ankara'ya, sevemedim bir türlü napiimm :) Bana hep resmi gelmiştir Ankara, ama gidilen yerde sevdiğin insanlar olunca başka oluyor tabi. 17 kuzen, 4 dayı, 4 yenge, 3 teyze, anne, baba ve tabiki başımızın tacı anneannem :) Herkes düğün için toplandı, düğün evine girdiğimizde çok değişik bir heyecan vardı evin içinde, kız evlendiriyoruz kolay mı :) Gelin giyindi, gelinin abisi gelinin kuşağını bağladı, o kuşak bağlanırken enteresan bi şekilde benim gözler doldu baktım gözleri dolan sadece ben değilim. Ben ablamın kuşağı bağlanırken ağlamadım yahu ne oluyor diye de sormadım değil kendime. Bu fasıl geçildikten sonra damat tarafı geldi davul zurna eşliğinde gelini almaya, tabi benim kuzenler durur mu? Hayır durmaz, "gelinin odasının kapısı açılmıyooo, kapı kilidi sıkışmıışş galibaaa" deyince damadın babası elini cebine attı. Neyse ki kapı çok zorlanmadan açıldı, gelin evden çıktı. Tabi kız annesi (teyzem olur kendisi) üzüldü, "ama mutlu gidiyor gelin, üzülme" dediysek de üzüldü. Gelin kapıdan çıkarken kafasından aşağıya bereket olsun diye paketlenmiş paralar atıldı, annemin ısrarları sonucunda o paketlerden birini alıp çantama koydum :) Biraz zaman geçtikten sonra da maaile biz çıktık düğünün olacağı yere gitmek için. Arkada kuzenleri, dayıları ve yengeleri taşıyan bir minibüs önde biz. Gayet keyifli bir düğündü bence. Bol bol oynadık, tabiri yerindeyse kurtlarımızı döktük. 
Aslında çok da anlatmaya gerek yok detayları. Düğünden aklımda kalan en önemli sahne; gelin çiçeğinin atıldığı sahneydi sanırım :)) Gelinimiz kimseye haksızlık olmasın diye çiçeği bütün halde atmak yerine bütün halde atarmış gibi görünüp dağınık attı. tabi yerlere saçılan çiçeklerden bekar olanlar topladı onlardan biri de bendim :) Ellerimde çiçekleerrr şarkısını söyleyerek mutlu mesut bir düğün daha geçirdik.. Dilerim ki çok mutlu olsun herkes, ağızlarındaki tat hiç kaçmasın, huzurları hiç bozulmasın, Allah bekar olanlara da nasip etsin (Amiiiinnnnnn :)))!)

Herkese iyi haftasonları... :)



Sevgili blog arkadaşım "Beyaz Sır"dan mükemmel çekiliş :)

http://whiteglaze.blogspot.com/2013/08/beyaz-srn-buyuk-cekilisi.html

Yukarıdaki link yazılarını keyifle okuduğum, siteme katılarak beni sevindiren blog arkadaşım, aynı zamanda aynı memleket havası aldığım Beyaz Sır'ın sevgili okurlarına sunduğu ve içinde birsürü hediye barındıran güzel bir çekiliş.. Paylaşmak istedim :) Hadi çekilişe..

http://o1308.hizliresim.com/1d/d/rdt40.jpg

23 Ağustos 2013 Cuma

Günaydınnn :)) Hadi müzik dinleyelim :)

Herkese günaydın :) Bugün günlerden cuma, merak eden var ise izne çıkamadım ben, izin haftamda çalıştım. Yapacak birşeyim olmadığı için iznimi iptal ettirdim sanki gezme planı yapmak zorundaymışım gibi hissettim sanırım :)) Neyse, kısa zamanda kullanmadığım izin hakkımı kullanıcam ama.Mesela ilk olarak bu günden başladım, 5 günlük iznimden 1 güncük aldım, akşama düğün var; yolculuk Ankara :) Teyzecimin kızı evleniyor. Benden 1 yaş büyük kendisi, bazen "evde kaldım beeennn" diye düşünmüyor değilim ama "nasip" deyip avutuyorum kendimi :))
Azıcık yazıp sonra hazırlanmaya kaçıcam. 2 gündür bir şarkı dinliyorum. Bir arkadaşım paylaştı sağolsun. İş yerinde müzik dinleme adetim yok malesef ama saat 17 yi geçince kendime ufak tefek kaçış alanları yaratıyorum. İşte o kaçış alanlarında dinlediğim bu şarkı anlamasam da enterasan bi şekilde bağladı kendini bana ki telefonumun zil sesi bile yaptım kendilerini :) Aslında Fransızca zor bir dil bana göre, konuşması da anlaması da. Kaba biraz. Gırtlaktan konuşuyorlar. Dinlemesi güç gibi bir dil. Ama şarkı çok enteresan. Hiç birşey anlamasanız da klibini izleyip bir şeyler hissedebiliyorsunuz. Ki ben de klibini çok beğendim ve şarkının sözlerine bakmak istedim; baktım ki çok şey anlatıyor.. Siz dinleyin, siz karar verin.. İyi Cuma'lar..  <a href="http://vimeo.com/68050922"></a>

http://vimeo.com/68050922

17 Ağustos 2013 Cumartesi

Güven giderse tekrar gelir mi ?

Esti.. Yazmak istedim.. Herkesin hayatında hatalar olur belki de tekrar tekrar yaşanır bu hatalar; insan hata yaptıkça büyür, büyüdükçe hatalarının sonucu daha ağır olur, daha çok şey kaybeder, daha çok yıpranır en önemlisi sevdiği insanların güvenini kaybeder.. Ama insan hata yaptıkça insandır, kimse isteyerek ne hata yapar ne kendinden olanı kaybetmek ister.. Kurtulmaya çalıştıkça daha çok batar bazen bazen de çoktan batmıştır da hala bir umut çırpınmaya devam eder.. 

Güven gider işte o zaman yapayalnız hissedersin kendini, nefes alamaz gibi nefes alsan da aldığın nefesin tadı yokmuş gibi.. Kimseyi daha fazla üzmeden kendini avutmaya çalışırsın ama nafile.. Güvenle birlikte huzur da gitmiştir zaten çoktan... 


Çok uykum var.. Sanırım uyumak lazım artık. 

Kimsenin güvenini kaybetmemeniz dileğimle, iyi geceler herkese...

7 Ağustos 2013 Çarşamba

Abur cubur yasak mııı e ne yiyecez o zaman?? /:| Nasıl zayıfladım -2-


Yukarıda görülen envayi çeşit zararlı yiyecek ve bunların hiçbirini tüketmemesi ya da en asgari biçimde tüketmesi gereken ben /:| "film izlerken cips kola yapmayacaksam ne anlamı var ki film izlemenin ya da avuç dolusu çikolata yiyip bütün mutluluk hormonlarını vücuduma salmanın keyfini yaşayamazsam nasıl mutlu olucam ki ben.." Diye düşünmekteydim kii internette yaptığım araştırmalar ve aldığım tüyolar neticesinde aslında bu yiyeceklerden elini eteğini tamamen kesmenin ileride bunlardan herhangi birini yemeye yeltendiğinde vücudun kendini şaşırıp kendine değişik gelen bu şeyi depolama eğiliminde olduğu kanısına varmaktayım. Aslında mantıklı ve uzun süreli düşününce daha önceki diyet girişimlerimi, aldığım neticeleri ve "sonuca ulaştım yaşasın zafer benim" deyip biraz ara vereyim de özlediğim şeyleri yiyebileyim deyip kola cips e dadandığımı ve zorlukla verdiğim bütün kiloları en fazla 2 haftada geri aldığımı rahatça hatırlıyorum. O yüzden uzmanlar az az yiyip sık sık yiyeceksin diye boşuna bağırmıyorlar. Vücudunu hiçbirşeyden mahrum bırakmayacaksın ama ona aşırı da yüklenmeyeceksin. Dengeyi kurduğun zaman zaten kendini gözlemlediğinde görüyorsun ki bir zamanlar vazgeçemediğin yiyecekleri şimdi Canın ya hiç istemiyor ya da istediğinde de bir iki tırtıklayıp bırakıyorsun. 

Yaptığın şeyin adı diyet olmamalı kendine göre bedeninin istediğine göre bir yeme tarzı belirleyip kimseye göre değil "kendimi en iyi ben tanırım" deyip neden etkileniyorsun aslında sana iyi gelen ne diye kendine sorup ve en önemlisi kendine ' güvenip ' başlayacaksın bu işe.. Bir haftada 3 kilo değil de 3 haftada 1 kilo vereceksin gerekirse ama o verdiğin bir kilo seni öyle iyi hissettirecek ki sanki 10 kilo vermişsin de Ebru Şallı vücuduna sahip olmuşsun gibi gerine gerine gezebileceksin sokakta. Ve kendini  tanıyarak verdiğin o kilo bir daha sana saygısızlık yapıp geri gelmeyecek çünkü sen artık bedenine saygısı olan bi insan olacaksın e haliyle kendine saygısı olana kimse saygısızlık yapmaya yeltenmeyeceği için daha çok güveneceksin kendine... Ve ne olursa olsun kaç kilo olursan ol ya da kendinde sevmediğin ne olursa olsun hiç unutmayacaksın ki dünyada senden bir tane var o yüzden tekrarlayacaksın "ben herşeyin en güzeline layığım :)))" 

 Herkese iyi bayramlar :)))