27 Mayıs 2013 Pazartesi

Burası benim evim gibi.. :)

Kendimi öyle bi kaptırmışım ki buraya eve gittiğimde evimi yadırgar oldum sanki, şaka gibi yahu :) Ben kendi odamı bu kadar düzenlemedim, kendi evimde bu kadar temizlik yapmadım iş yerinde yaptığım temizlik kadar :) Pazartesi olsa da evime gitsem der gibiyim :)
Kendi kendime eğleniyorum ya da kendimi eğlendiriyorum desem daha doğru olur. Sürekli yüzü gülen biriyle çalışmak bazen zor olsa gerek ki bazen "yine neye gülüyorsun sen?" sorusuyla karşılaşabiliyorum :) Ama kendimi de içimdeki çocuğu da çok seviyorum. Burası benim masam, burası benim evim; malum evde geçirdiğim zamandan daha fazla zaman geçiriyorum iş yerimde o yüzden rahatça diyebiliyorum ki; işimi seviyorum ben :)))Benim de pazartesi sendromum böyle işte :)) Herkesin hayatı sevmesi gibi işini sevmesi dileğiyle.. İyi haftalar :)

20 Mayıs 2013 Pazartesi

19 Mayıs'ın ardından...


Nedendir bilmem bu kare dün takıldı gözüme.. Yazamadım uzun zaman oldu.. Dün 19 Mayıs'tı. Dünyanın heryerinde coşkuyla kutlandı  bizim ülkemizde de herkes Türk bayraklarını alıp sokaklara çıktı peki neden sadece bugün ya da neden sadece önemli günlerde bayramlarda dökülüyoruz sokaklara? Bu resmi özellikle koydum benim ülkemin vapurunda  dünyanın ülkelerinin bayrakları var sanki hepsiyle kardeşmişiz gibi peki benim ülkemde neden dirlik yok neden hergün bir yerlerde birileri ölüyor neden sürekli bir kavga var biz neden böyle olduk? Atanın bıraktığı emaneti gerektiğince koruyabiliyor muyuz? Bu karikatür çok şey anlatıyor peki kaçımız cevap verebiliyoruz gerektiğince?

Sızlamasın kemiklerin atam.. Türk gençliği emanetine sahip.. Ama seni çook özlüyoruz.. Herkese iyi haftalar..

10 Mayıs 2013 Cuma

İyi günde, kötü günde.. Teşekkürler..

Aslında çok sevmem Hande Yener'i ama kimsenin kişiliği değil beni ilgilendiren.. Şarkılardır insanları anlatan; insanın anlatamadığı ve anlatmaktan çekindiği şeyleri dışa vuran.. Bu akşam bunu dinliyorum.. Bugün Cuma.. Yarın tatil.. Güzel bir uyku öncesi yazmak lazım; içinden geldiği gibi.. http://www.youtube.com/watch?v=dEhWvk2OZuo İçimden geldiği gibi.. Herkesin büyüdüğü, büyürken kendini tanıdığı kendini tanırken canının yandığı ama yine de git diyemediği biri olmuştur hayatında.. Birine iyiki varsın demek değişik bir şey.. Aslında herkes iyi ki var.. Herkes birileri için iyi ki var; ailesi için, sevdikleri için ama en önemlisi kendi için.. Kendiniz için iyi ki varsınız.. Herkese iyi geceler.. Bu akşam bu kadar.. :)

7 Mayıs 2013 Salı

Tişikkirlir :)

İyi günler olsun herkese :) parmaklarım iyice iyileşti sayılır biraz iz kalacak gibi ama iyimser olmakta yarar var en azından parmaklarım kopmadı :)) içimden geldi bugün "teşekkür ederim" üzerine yazıcam.

Karikatürü görünce herkesin yüzünde belli belirsiz, hatta ciddi anlamda bir gülümseme olduğunu tahmin edebiliyorum :) Ne güzel şey karşındaki insana senin için yaptığı birşeyden dolayı teşekkür etmek. Ne kadar garip karşılanıyor bizim ülkemizde teşekkür etmek. Bu karikatürü seviyorum o yüzden paylaşmak istedim. Bir garsona teşekkür ettiğinizde suratınıza garip garip bu benim görevim teşekküre gerek yok der gibi bakıyor. Şahsen ben teşekkür etmeyi adet edinmiş, beni arabasıyla -sağolsun- metro istasyonuna bırakan müdürüme 15 dakikalık yol boyunca 20 kere teşekkür edip - biliyorum bu kadarı da fazla - müdürümün yüzündeki gülümsemeyi usanma haline çevirebilen bir insanım :) Enteresan yahu :) Teşekkür ettiğinizde karşınızdaki insanın gülümsemesini görmek mükemmel bir duygu ama aynı zamanda teşekkür ettiğinizde karşınızdaki insanın suratındaki anlamsız ifadeyi görmekse karışık bir duygu :) Gününüz güzel geçsin.. Ve iyi ki varsınız; Teşekkür Ederim :))

2 Mayıs 2013 Perşembe

Yerdeki beyaz çizgiler



Apartmanın önünde çekilmiş kaldırım taşları ne ifade edebilir ki? Benim derdim kaldırım taşlarıyla değil; kaldırım taşlarının üzerindeki beyaz çizgilerle.. Üzerinden geçtiğimiz hatta hiç farkında bile olmadığımız, farkında olsak da pek umursamadığımız ama küçücük bir canlının arkasında bıraktığı izler onlar.. Bu bir sümüklü böcek :) Adı çok çekici olmasa da o da bir canlı; o da yaşam savaşı veriyor ve o da yürürken arkasında iz bırakıyor. Edindiğim ve benim için enteresan bilgiyi paylaşmak istedim ama asıl amacım bu küçücük hayvanın bile arkasında bu denli bir iz bırakırken insanın arkasına ne denli izler bırakabileceği konusunda düşünmek..


Hayat mı çok gergin yoksa hayatı kendimize çekilmez yapan yine biz miyiz? İnsanlar en ufak kıvılcımlardan büyük yangınlar çıkarabilecek duruma gelmişler.. Dün Kadıköy-Kartal metrosuna indim metro beklerken 3 kişi aralarında bağırışmaya başladılar, olay merdivenden inerken iki adamın yanyana durması ve diğer adamın yürümesine engel olmasından kaynaklanıyor -görünen sebep- kimbilir kimin ne sıkıntısı var.. Bugün öğlen yemeğinde dolmuşa bindim ve dolmuş şöförü kendisine hakaret eden taksi şöforünü inip tartaklamaya başladı..Az önce bir müşteri geldi; çalıştığı yerdeki müşterilerden biraz yakındı ve arkasından dediği şey, "Birbirimizi sevmek zorunda değiliz ama birbirimize saygı duymak zorundayız.." oldu.. Küçücük canlılar birbirlerine saygı duyarlarken , yaşamak için birbirlerine ihtiyaç duyarlarken biz insanlar yaşamak için birbirimize ihtiyacımız olduğunu bile bile neden kendince düşünür ki herşeyi..Hayat işte garip :)Güzel geçsin gününüz.. :)