30 Aralık 2013 Pazartesi

Çoookkk güzel bir haftabaşı :))

Herkese tekrardan günaydın, bu yazı yüzünüze o muhteşem gülümsemenizi yerleştirmeniz için yazılmıştır. 

Bu kadar :) sadece gülümseyin sonra bırakın hayat size de gülümsesin bütün olumsuzluklara rağmen hayatta güzel giden en azından birşeyin olduğunu size göstersin, siz sadece gülümseyin ve ona izin verin :)) 

Mutlu haftalar :))

29 Aralık 2013 Pazar

Facebook profilimi nasıl gizlerim?


Herkese günaydın , google' a Facebook profilimi nasıl gizlerim yazdığımda forumlarda yapılan yorumlar çıkıyor ama hiçbiri de açıklayıcı değil malesef :( O yüzden deneme yanımla yöntemini kullanarak profilimi sadece arkadaşlarımın görebileceği şekile getirdim sanırım: Aslında çok basitmiş ama olsun yine de Bunu sizinle de paylaşayım istedim;
Önce sayfamızın sağ üst kısmındaki ayarlar kısmından "Gizlilik Ayarları" butonuna tıklıyoruz,



















Açılan kısımda, en üstte kocaman görünen ama benim uzuun zamandır ısrarla göremediğim, "Paylaştıklarını kimler görebilir?" kısmındaki ayarlar var :)
Düzenle butonuna tıkladığınızda hemen aşağıda görünen butonlardan paylaştıklarınızın kimler tarafından görülebileceğine karar verebiliyorsunuz.

Hatta daha önceki gönderilerinizi, fotoğraflarınızı, paylaşımlarınızı da sınırlamanız mümkün; Onu da iki altta  bulunan "Zaman Tünelindeki Eski Gönderilerin Hedef Kitlesini Sınırla" butonundan yapabilirsiniz.

Ama dönülmez yollara girmeden önce tabiki önce hareket dökümünüzü inceleyip neyi saklayıp neyi açık tutacağınıza yine siz karar verebiliyorsunuz;



Umarım bu bilgiler işinize yarar :))


Herkese mutlu pazarlar :)

24 Aralık 2013 Salı

Hafta ortası hikayesi ve şarkısı :)

Bakmayın sabah sabah güldüğüme şu koca şehirde geçinmek ne kadar zormuş yahu ay sonunu getirememenin ne demek olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum bizzatihi yaşayarak :)) Tabi ufacık maaşla kocaman bir aile geçindiren insanları da atlamamak lazım. 


Ben acıbadem de ikamet ediyorum İstanbul da yaşayan ve Acıbadem'i bilenler e hatırlatma bilmeyenlere de tanıtma olsun bu yazı :) Acıbadem Köprüsü'nün merdivenlerinde oturan ve kendi çapında mendil satan ama üşüyen bi amca var. Yanından geçerken insanlar ya yanına koyduğu kutuya üç beş kuruş bişey atarlar ya mendil alırlar ya da görmezlikten gelerek yanından hızlı hızlı çıkarlar. Geçen gün köprünün ayağında indim, yukarı doğru çıkarken amcayı gördüm baktım çantamda sadece 1 lira var bi de öğlen yemeğinden kalma ekmeklerim var( ekmek atma adedim yok şükür) ekmekleri çıkarıp adama uzattım istememesi muhtemeldi ama ekmekleri elimden aldı ve gözlerinin içindeki gülümsemeyi görmek bana inanılmaz keyif verdi. Elini kaldırarak teşekkür etti ve ekmeği çantasına koydu. İşte o zaman anladım küçücük bir maaşla kocaman aile nasıl geçinir, herşey gülümsemekten ve şükretmekten geçiyor :) bu günün hikayesi bu olsun, ekmeklerinizi atmak yerine paylaşmayı seçin o zaman daha mutlu oluyorsunuz. Bugünün şarkısı da aşağıda, ilk dinlediğimde çok anlamsız çok itici gelmişti ama sonra bağımlılık yaptı diyebilirim, keyifli dinlemeler :))

Vee tabiki mutlu bir gün geçirmenizi dilerim, gülümsemeyi unutmayın :) 

21 Aralık 2013 Cumartesi

Levent Yüksel nerde?

 Dün akşam şubemizin yılbaşı eğlencesi adı altında bir mekana gittik. Mekanda çok kalmadım ama akşamın keyfini bana Levent Yüksel in "geç bunları, anam babam geç bunları.." Nakaratını söylediği dedikodu şarkısı getirdi ve aslında uzun zaman olmamasına rağmen gençliğimi özlediğimi  farkettim ve aslında hayatı bizimle paylaşan şarkıları ve şarkıyı dillendiren müzisyenleri.. Bunların başında da Levent Yüksel geliyor sanırım. Dinlediğim müzisyenlerin özel hayatları beni çok alakadar etmiyorum ama garip bir merak içerisindeyim Levent Yüksel'in nerede olduğunu bilen var mı? Şimdiki şarkıcılar eskileri çok aratıyor malesef keşke onun da klipleri o da çıksa programlara da dinleyebilsek yine kendi dilinden o güzel şarkılarını :) o zamann bunun üzerine buyrun bu da benden size gelsin :)))

19 Aralık 2013 Perşembe

Evdeyazar'dan yılbaşı çekilişii :)))

Yılbaşı yaklaşıyor, evde mi kutlasak yoksa kalabalığa mı karışsak diye düşünüp duruyoruz eğer evde kutlayacaksanız yılbaşını mükemmel bir çekiliş sizi bekliyor :) Ama yok ben evde değilim çekilişe katılamaz mıyım diye sorarsanız sevgili Evdeyazar'ın çekilişi bütün blog yazarlarına ve tabiki blog yazarı olmayan herkese açık. Yapmanız gereken şeyler aşağıdaki linkte yazıyor. Sizi seviyorum sevgili Evdeyazar :))

Evdeyazar, düzenlediği ilk çekilişle takipçilerine dolu dolu YILBAŞI SEPETİ hediye ediyor.Firststeps sponsorluğunda gerçekleşen bu çekilişle kazanacağınız hediye sepetini ister kendinize, isterseniz sevdiklerinize hediye edebilirsiniz. Çekiliş detayları için:  http://evdeyazar.blogspot.com/2013/12/evdeyazar-firststeps-sponsorlugunda.html

13 Aralık 2013 Cuma

Yazmak istiyorum ama yazamıyorum :(



Kendime kızıyorum. Bilmediğim, hiç tanımadığım bir sistemin içine soktum kendimi, yalnız hissediyorum kendimi umarsızca. Saçma salak haller takınıyorum başarabileceğime inanıyorum "benim elimden bi uçan bi kaçan kurtulur" diyorum ama ellerime bi bakıyorum ki ellerim zaten bomboş. Ne yapıcam, nerdeyim nereye gitmem lazım nasıl başlamam ya da başladıysam nasıl bitirmem lazım ama aslında başlayıp başlayamadığımı da anlayabilmiş değil. Ne yapıcam da başarıcam ya da neyi başarmak istediğime karar verdim mi ki acaba? Birsürü şeyi aynı anda yapamaz ki insan. Deneye deneye de bulabilir aslında ama ya deneme hakkı bittiyse ve hata yapma olasığını sıfıra indirdiyse. Daralıyorum! Ne yapacağımı ya da ne yapmak istediğimi bilmediğim için daralıyorum. Bana hiç yakışmıyor böyle olumsuz haller.
Biraz da dengesiz kaçıyor aslında ama ne bilim ben. Ruh halim İstanbul'un trafiği gibi günü gününe tutmuyor bazen bomboş bazen kalabalık bazen keşmekeş içinde bazen de saçma.

11 Aralık 2013 Çarşamba

11.12.13 :)

Bi daha tekrarı yok bununnn :)Bi dahaki seneye sıra sıra dizemices tarihleri Tekrarı olmayan bütün günler gibi, doya doya yaşamak lazım her anı ama bugün özel olsun bence bu gün hepimiz için milat olsun herkes içinden geçeni paylaşsın sonra herkesin içinden geçen dilek gerçek olsun :) Ama iyi şeyler isteyin ki çabucak olsun :)) Bir de bütün güzellikleri farketmeye bi adım daha yaklaşalım bugün :)

İstanbul'da kar zamanı :)


 Sabah kalkınca böyle bir manzarayla karşılaşmak oldukça keyifli bence biraz zulüm olsa da yürümek heryer bembeyaz beyazı hep sevmişimdir zaten :) hayatım komik sağlıklarda dolu olsa da ben seviyorum galiba dolu dolu yaşayabilmeyi :) Benim memleketim Hatay. Benim memleketimde çok kar yağmaz yağarsa da sulu kar yağar onunla da oynayamazsın bile. Çanakkale'deki ilk kışım, üniversiteyi yeni kazanmış olmanın heyecanı ayrı pamuk gibi karı görmenin heyecanı ayrı. Çanakkale'ye gitmiş olanlar bilirler oranın soğuğunu bizim üniversite de yüksekte haliyle. Ben eskimo gibi kat kat giyinmeyi severim yine o kat kat giyindiğim günlerden birinde ders çıkışında o pamuk gibi kara ellerimle dokunmak istedim eldivenlerimi çıkardım ve yerden bi avuç dolusu karı almamla dirseğimdeki sızıyı hissetmem bir oldu ki elim direğime kadar sızlamıştı hala anımsadıkça hissediyorum sızısını :)) Hey yerabbim ya bu kadar saf olmak zorunda mıyım diye düşünüyorum bazen sonra düşünüyorum da insanoğlu saf değil aslında sadece doğuştan temiz, kar gibi.. 
Saflığınızı koruyabildiğiniz ve yolları açık bir gün diliyorum herkese. Mutlu günler :))

Not: Gülümsemeyi sakın unutmayın ;)))

2 Aralık 2013 Pazartesi

Enerji patlamasıııııı :)))

Herkese günaydın :) eğer sabah sabah yazımı okuyan varsa sabah olmasından bi de üstüne Pazartesi olmasından dolayı bana gıcık olup yazıyı hatta beni okumayı bırakabilir. Ama eğer içinde ufacık da olsa hala yaşam enerjisi kalmış biri okursa -ki bence bu herkeste var ki hala yaşıyoruz- yüzüne güzel bir gülümseme yerleşebilir :). Bugün Pazartesi haftanın ilk iş günü işim olduğu için kendimi şanslı hissettiğim ve üfleye püfleye işe gitmediğim bir gün bugün içimde enteresan bir şekilde kelebekler uçuşuyor sanki yeniden aşık olmuşum da ona gider gibiyim :) ben sosyoloji okudum uzmanlık alanım bankacılık değil ama önemli olan gülümsemek insanları sevmek " öff yine müşteri geldi " yerine müşteriyi "hoşgeldiniz" deyip karşılamak :) hatta müşteriye nasılınız diye sorduğumda onun suratındaki anlamsız ama mutlu gülümsemeyle cevabını dinlemek. Aslında benim uzmanlık alanım bu :) benden pazarlamacı olmaz ben gişe memuru olmaktan gelen fatura müşterilerine hayır diyememekten gayet mutluyum. Hatta insanların sırf beni görmek için - bunu bu şekilde belirttiklerinden öyle dedim bkz.http://hayatinnesesi.blogspot.com/2013/08/kucuk-kafa-koca-yurek.html - faturalarını bizim şubemizde yatırdıklarından benim bankoma geldiklerinde kendilerini özel hissetmelerinden bunu bana da hissettirmelerinden gayet mutluyum :) keşke herkes işinde mutlu olsa yeri gelince öfleyip pöfflese yorulsa canı çıksa çalışırken ama yine de keyif alsa işinden. Yapılan her iş insanlara hizmet aslında sizin yaptığınız başkasına hizmet başkasının yaptığı da size hizmet doğrudan ya da dolaylı. Bugün herkes gülümsesin o zaman "Pazartesi sendromu denen şey neymiş ki yuaaa" dediğiniz zaman bi bakmışsınız akşam olmuş. Bugün herkes işine daha çok aşık olsun onu hırpalamak için elinden geleni yapan üstüne inat gülümsesin ki bence gülümsemek insanları en çok sakinleştiren şey.

O zaman herkese mutlu haftalar :)))

25 Kasım 2013 Pazartesi

-Anneeeee yine yaptı /:|- :)))

http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/38011/pepsi-anne-yine-yapti

Çocukluğumun reklamıdır kendisi. Türk versiyonunu bulamadım amma velakin gayet eğlenceli :) Çocukluğumdaki reklamları daha çok özlediğimi fark ediyorum şimdiki reklamlardaki gibi şaaşalı yaşantılar yok o reklamlarda bizim gibi bizden insanlar var -tabi şişenin içine kaçmanın dışında - :)) Ben çok keyif alıyorum izlerken siz de izlerken belki biraz olsun gülümseyip çocukluğunuzu, gençliğinizi hatırlayabilirsiniz :))

Mutlu cumartesi geceleri :)

22 Kasım 2013 Cuma

Su akar yolunu bulur...

Peki akan sular neler götürür bizlerden..

Önce kızıp, sonra kendimizi doldurup ya da çevrenin dolduruşuna gelip ve bütün kızgınlığımızla bütün köprüleri yıktığımız durumlar, insanlar..

Su akar yolunu bulur.. Böyle demişti kısa bir süre önce.. Akan suların bize doğru akacağını sanmıştım..

Su aktı yolunu buldu artık sularımız ayrı akıyor.. O bu durumdan memnun olduğunu dile getirdi.. Hayatında ben olmadığım için mutlu olduğunu, yüreğini incittiğimi ve bu incinmenin zamanla kocaman bir çatlak haline geldiğini benimse bu çatlak için hiçbirşey yapmadığımı aksine çatlağın üzerine basa basa daha fazla canını acıttığımı..

Benim niyetim ne onun canını acıtmaktı ne de benden uzaklaşmasını sağlamaktı. Sadece "kendim" olmak istedim..

Kendime çok kızdım.. Ama kendine kızmak ne birşeyleri hallediyor ne de çatlakların içinden akan suların sızmasını engelleyebiliyor.. Kendi dünyama çekildim o yüzden.. Yapayalnız kaldım belki de kalabalıklar içerisinde, evimde kendime söyledim şarkılarımı.. Hazırladığım kahvaltılar kendimeydi yalnızca..

Su aktı yolunu buldu..

Eğer ben hayatında yokken mutluysa hayatında olmayacağımı söyledim, gözlerinin içine baktım benim gözlerim çoktan dolmuştu ama onun gözlerinde öfkeden başka ufacık birşey göremedim.. Sessizce çıktım evinden ona ait olan hayatından..

Su aktı yolunu buldu.. Onun da söylediği gibi sularımız artık ayrı akıyor..

Herkes gidecek, peki yanımda kim kalacak onun dışında? Ya da onun yanında kim kalacak benim dışımda?..

Kardeş gibisi var mıdır ki şu hayatta..

Umarım sular bulur tekrar yollarını.. Geç olmadan, daha fazla hiçlikte kaybolmadan.. Ama bu defa bulduğu yol ne onun canını acıtır ne de kendi canımı..

20 Kasım 2013 Çarşamba

Su ve Ateş...

Dün gece iş çıkışında sinema yollarını tuttuk uzun zamandır gelmesini beklediğimiz hatta biran önce gelse de gitsek dediğimiz filme "Su ve Ateş" e gittik. Filme gitmeyenler için yorum yapmicam; herkes kendi izlesin kendi yapsın yorumunu sonuç itibariyle "katil aşçı!" deyip herşeyi itiraf edemem ben :) Şu kadarını söyleyebilirim, eğer aşıksanız film sizi içine çekiyor; orda mutlu oluyorsunuz orda üzülüyorsunuz filmin içindeki insanlarla birlikte koşup birlikte yoruluyorsunuz. Ama filmi sadece izlemek olsun diye izliyorsanız filmin çıkışında "amaaannn bunun dizisini de yapmışlardı zaten" deyip akşamınızı öylesine bir filme gitmiş olarak tamamlıyorsunuz. Ama bence -benim yorumum; dedim ya herkes kendi yorumunu kendi yapsın diye:))- film gayet güzeldi, höngürt pösürk ağlatmadı ama yer yer gözlerimden istemsizce akan yanaklarımdan süzülen yaşların farkına vardım. Ve bence en iyisi filmin sonunu süper bağlamışlar :) Hadi bakalım izleyenler yorumlarınızı bekliyorum. Ama sessizce yorum yapın izlemeyenler anlamasın filmde ne olup ne bittiğini :)) Bol gülümsemeli günler..

19 Kasım 2013 Salı

Yaz yaz kaydet /:|

Bi baktım yayınladıklarım ve kaydedip yayınlamadığım yazılarım arasındaki orantıya nerdeyse yarı yarıya. Düşündüklerim, yazmak isteyip de bunun hakkında yazmalıyım deyip başlığını kaydedip sonra yazarım dediklerim ne çokmuş..
Ne çok erteliyoruz hayatı, herşeyi paylaşmak, herşeyi anlatmak lazım oysa ki.. Şimdi en baştan bir bir bakıp neymiş ne değilmiş diye belki bir anda bir sürü şey yazarım zamanım olduğunca belki de yazdıklarımın modası geçmiştir zamanı dolmuştur diye düşünüp sadece düşünce olarak kalır bende.. Paylaşmasam da düşünürüm yine kendime ayırdığım zamanlarda..

18 Kasım 2013 Pazartesi

Herkese akasya kokulu sabahlar..

Bütün özlemleriniz yüreğinize aksın bugün haftanız çok güzel geçsin :) 

Mutlu sabahlar....  

Körler gece uyur mu?

Bir yıl oldu bunu yaşayalı..
Bir sabah uyandığımda sağ gözümün önünde bir perde olduğunu farkettim. Bulanık görüyordu gözüm, gözümün önüne, kirpiklerime çapak düşmüş olabileceğini düşündüm. Çok üstelemedim, önemsemedim, gözlerimi ovuşturdum, kalktım yüzümü yıkadım sol gözümle sağ gözümü kıyasladım birini kapattım diğerini açtım gözlüğümü taktım, gözlüksüz baktım ama her görüntü aynıydı bir gözüm diğer gözümden daha bulanık görüyordu. Ama ben yine önemsemedim, geçer nasıl olsa dedim ama geçmedi benim bütün günümse iki gözümü kıyaslamakla geçti.. Ertesi gün göz doktoruna randevu aldım. Cumartesi sabahına.. Cuma gecesi uyudum, uyandım her uyandığımda önce sağ gözümü kapattım sol gözümle baktım sonra sol gözümü kapattım ama sağ gözümle bakamıyordum ki.. Cumartesi sabahı ablamla birlikte gittik göz doktoruna annem ve babam yanımda değillerdi. Onların yokluğunda güçsüz düşüyor zaten bedenim de ruhumda.. Muayenenin ardından sağ gözümde %80 oranında görme kaybı olduğunu söyledi doktor. Ben de ablam da şok olmuştuk. Görmüyordum daha ötesi yoktu. O gün bir sürü şey yapıldı gözüme film çekildi vücuduma kırmızı bir ilaç verildi göz damarlarını daha rahat görebilmek için tahliller yapıldı.. Korktum, çok korktum ama dayandım, ablam en büyük destekçimdi günün sonunda çıkan tahliller sonucunda "viral retinit" teşhisi konuldu. Neydi ki o? Bundan sonra tek gözle mi görecektim? Alışmalı mıydım? Gittiğim doktor da çok şaşırdı doktorluk hayatları boyunca en fazla 2 kere gördükleri bir olay olduğundan bahsetti. Retina konusunda uzman olan doktor çağrıldı hastaneye "ben zaten hep özel hastalıklar peşinde koşmuşumdur; öyle ya neler atlattı şu vücudum ne zorluklar aştı bunu da aşar elbet.." diye geçirdim içimden. Bu hastalığın ameliyatla tedavisi yokmuş, ilaç verdi doktor iki tane de damla. Kortizon başladı hep korkardım ondan kilo aldırıyordu çünkü biliyorum ama söz konusu görmek olunca gözün gözünden başka hiçbirşeyi görmüyor ki.. Tek gözüm hasarlıydı ama ben her sabah uyandığımda ya diğerine de sıçradıysa korkusuyla uyandım, öyle ya doktor da bundan korktuğunu söylemişti bana. Uzun bir süreçti, geçer dedi doktor "ama yine de kalır en azından %20'si kalır.." Yaklaşık 2 ay nerdeyse hergün hastaneye taşıdım kendimi doktorlarla ahbap oldum alıştılar artık bana gülümsedim ama vazgeçmedim gülümsemekten tek gözüm görüyordu ya nasılsa bir yandan korkuyordum korkum yüzüme yansıyordu hissediyordum ama ben yine de gülümsüyordum.. 2 ayın sonunda "bunu da atlattım helal olsun" dedim kendime bu sefer. Doktorlarım da şaşırdı hastaneye her gittiğimde gel bi bakim gözüne dediler bana 3ü ayrı ayrı her baktıklarında biraz daha iyiye gidiyordum çünkü başarıyordum iyileşiyorum. Çünkü biliyordum ben istersem yapardım..
Neden başlığım körler gece uyur mu oldu? Bugün iki adam gördüm biri sağlam diğeri ise kör. Gördüğümde akşamdı hava soğuktu bugün nasıl yaşar bu insanlar dedim. Geçen gün öğle arasında bankada lavaboya çıktım bizim güvenlik abimiz öğle aralarında ışıkları kapatır lavaboya girdiğimde farkettim ışıkların kapalı olduğunu. seslenmedim. kapıyı kapattım ve birkaç dakika olsa da anlamak istedim tamamen görmemenin ne demek olduğunu. Görmeyen insanların nasıl yaşadığını. Evet ben tekrar kazandım gözümü ama ya en başından beri görmeyenler? Ya da önce gören ve sonradan dünyayı görmeye gözlerini kapatanlar? Ya da gözleri görüp ama aslında görmeyen insanlardan daha çok kör olanlar? Ya da gören ve gördüğünün kıymetini bilenler? Hangi kategorideyiz biz acaba? Gerçekten çevremizde olanların farkında mıyız yoksa gözlerimizden çok gönlümüzü mü kapattık dünyaya? Gözlerinizin güzellikleri görürken görmeyenlere ışık olması dileğimle.. İyi geceler..

1 Kasım 2013 Cuma

Yeni

NASA yeni bi gezegen keşfetmiş dünyanın 2 katı büyüklüğündeymiş. Bizi oraya gönderseler bazılarımız önce ağaç dikip sonra "bu ağaçlar buranın da havasını temizliyor ben alışık değilim temiz havaya" deyip ağaçları söker ve ağaçların yerine avm diker. Söylerken bile şu kocaman şehirde nefes almayı unuttuğumu fark ettim..

Günaydın olsun herkese..

19 Ekim 2013 Cumartesi

Nostaljik otobüsle Bayram dönüşü

Nostalji yapıyorum bu yolculukta çocukken bindiğim televizyonu, kliması, koltuk arkasında radyosu olmayan eski tip bir otobüsle seyahat ediyorum. O kadar ki bu yazı son yazım olabilir :)) ama eskiler hep güçlü olur hep sağlam olur ayakları yere sağlam basar eskidirler ya o yüzden daha tedariklidirler daha anlayışlı daha görmüş geçirmişlerdir. O yüzden eski olan herşeye daha çok güvenirim ben. Eski kafalı anlayışını yadırgarım çoğu zaman. Annemden ve babamdan ayrıldım, sanırım biraz duygusallaştım ama onların desteklerini yıkılmaz güvenlerini görünce daha çok güveniyorum kendime. Onları seviyorum.. Oldu o zaman bana iyi yolculuklar :))

10 Ekim 2013 Perşembe

Yaş geldi geçiyor be üstadım.. İyi ki doğdum..


Doğum günüm bugün benim, 26 biter ve hala kendini küçücük gören bu kız 27 yaşının koynuna sokulmaya meyillenir. Zaman ne çabuk geçiyor be üstadım, ne kadar yıpratıcı ne kadar hızlı ve herşeye rağmen ne kadar güzel şey şu yaşamak.. Hayatında onlar için önemli olduğun insanları görmek, sevdiğini söylemese bile sevdiğini hissettiğin insanların yanında güven içinde olmak, senin için önem arz eden insanların senin yanındayken mutlu olduğunu görmek.. Acısıyla tatlısıyla, acelesiyle sakinliğiyle, iyisiyle kötüsüyle aslında içinde barındırdığı bütün zıtlıklarıyla güzel yaşamak.. Yanımda olan olmayan bütün insanlar.. Iyiki varsınız.. Ve anam beni iyiki doğurmuş :))
Iyi günler olsun herkese...

8 Ekim 2013 Salı

Merhaba, ben George :) Namı diğer corç :) -Hayvanlar alemi -3- -

😍"Günaydın, benim adım George :) aslında ben de sokakta üşüyen kedilerden biriydim beni kucağına aldığından beri hırlamam, horluyor gibi sesler çıkarmam ondan.  Beni anladığını biliyorum ama ben tekrar sokağa çıkmak istemiyorum ki sen evden çıkarken kapıyı açtığında hiç de öyle bir eğilimim yok farkettiysen. Genelde evde yalnız kalıyorum biraz canım sıkılıyor ama dışarda olmaktan iyidir.  Burda uzun süre kalamayacağımı da biliyorum ama lütfen beni tekrar sokağa bırakma!" 
Dedi bu sabah George. George yuva arıyor benim misafirim ona kısacık zamanda çok alıştım ancak sağlık sorunlarımdan dolayı bu misafirliği ev sahipliğine dönüştüremiyorum. Biz Acıbadem'de ikamet ediyoruz. Eğer George u sahiplenmek isterseniz info@sekillimakas.com adresine mail atabilirsiniz. George 4aylık erkek bir kedi iç-dış parazitlerinden kurtuldu tuvalet alışkanlığı var oburcuk bir kedi ancak yine de ne kadar verirseniz o kadarla da yetinebiliyor. Siz farkında olmadan ya da siz farkederek sürekli bir teşekkür halinde eğer yanınıza gelirse sizi öpücüklere boğabiliyor. George a yuva bulabilmek için yardımınıza ihtiyacım var. 

7 Ekim 2013 Pazartesi

Aşkın acısına ferman diyorlar; ellerin fermanı vız gelir bana..

Günaydın.. Güzel ve sakin bir hafta olması dileğiyle.. http://www.dailymotion.com/video/xcq3oa_incesaz-uskup-sevda-sarkisi_music

4 Ekim 2013 Cuma

Günaydın.. Ruh hali..

Bugün yaşımız çocuk olsun ama dizlerimiz düşünce hiç acımasın..



http://youtu.be/j5aPiHRJyP4



mabel matiz - yaşım çocuk

http://fizy.com/song/mabel-matiz-yasim-cocuk/3yabyv


Gününüz güzel geçsin..

24 Eylül 2013 Salı

Bugün günlerden salı.. Sallanıyorum galiba..

Salı sallanır mı ki acaba? Burnum akıyo ısrarla sanırım hasta oluyorum. Annemi babamı özledim ben evde bakanım olmayınca tabi tek yapabildiğim uyumak oluyo. Bi de işten geç çıkınca tuz biber oluyo üstüne. Bazen şükür yeteneğimi kaybettiğimi düşünüyorum, üzülüyorum.. Evi olmayan işi olmayan bunların üstüne annesi babası olmayan ve hasta olan birsürü kişi var diye düşünüyorum şükrediyorum.. Bi haftadır neşemi kaybettim, gören var mı? Varsa nolur söyleyin ona İstanbul onsuz çok zor oluyo.. Onsuz çok çabuk yoruluyorum.. 

Gülümseyecek sebepleriniz varsa paylaşır mısınız ki acaba?

23 Eylül 2013 Pazartesi

Ya Işık gerçek değilse?

Ya yaşadığım, yaşadığımız onca şey yalansa herşey bir oyundan ibaretse ya biz de yalansak canımızın ağrıları da aslında hiç yokmuşsa hesap verecek ne yüzümüz ne de halimiz varsa aslında geri döndüğümüz yer artık bizim değilse... Peki şimdi ne olacak..  

Günaydın, herkes için içindeki ya'ları ve keşkeleri atlatabileceği bir hafta olması dileğimle...

12 Eylül 2013 Perşembe

Geri dönmek.. Işığa bakmak ne güzel...

Herkese günaydınlar olsun, tatilden döndüm işime alışmaya çalışma evresindeyim. :) tatilim oldukça güzel geçti, adı üstünde; tatil :)) Başka bir yazımda tatilimden bahsedicem ama şimdi bahsetmek istediğim başka bişey var. Aslında çok uzun zamandır rap dinlemiyordum kii bu şarkıyı duyana kadar. Aslında rap müzikte sözler o kadar iyi dizayn ediliyor ki, tabi dinlemek isteyip anlamasını bilene, ama bu parça benim için özel bir yere sahip. Geri dönmekten, ışığa bakmaktan bahsediyor nakaratında diğer kısımları da bence dikkatle dinlemeye değer, çünkü bizim içimizden, bizim yaşamımızdan yansımalar var. Çok konuşmaya gerek yok galiba dinleyin siz karar verin acaba ben bu şarkıyı günde neden en az üç kere dinliyorum diye :)) Ellerine ve yüreğine sağlık Sagopa Kajmer.. Herkesin ışığa baktığı bir gün olması dileğimle.. Gülümsemeyi unutmayın.. :) http://www.youtube.com/watch?v=DQhsLewX35s

30 Ağustos 2013 Cuma

Ve tatil başlar.. :)

İtinayla ya da çabucacık bavul hazırlanır :) 
Ardından, tabi uçak için biraz geç kaldığımdan bi de malum otobüs yolculuklarını sevdiğimden otobüs bileti alınır
 Terminale gidilir ve otobüse binilir :)) istikamet tatil :)) 

Bana iyi yolculuklar size iyi geceler. Bol bol yazıcam e tabi hayat paylaşınca güzel :)))

26 Ağustos 2013 Pazartesi

Küçük kafa koca yürek :)

Bir insanın gözleri her zaman gülmez..

Böyle dedi bankaya gelen fatura müşterilerimizden teyzenin biri :) "Her ay seni görmeye geliyorum buraya, bir insan güler ama gözleri her zaman gülmez."

Bugün o kadar şikayet ettim ki çalışmaktan, yorulduğumu düşündüm sürekli, yüzüm neredeyse hiç gülmedi ay sonu yoğunluğu bi yandan karnımın ağrısıyla çalışmak öteki yandan sürekli gelip giden talimatlar diğer yandan derken elinde bastonuyla her ay sektirmeden gelen kırmızı yüzlü teyzem geliverdi kapı yanından :) Yürümekte dahi zorluk çektiği o kadar belli ki; "Komşu dedi aslında ben yatırırım teyzem sen gitme bu sıcakta diye ama ben seni görmeye geldim, herkesin gözleri senin gözlerin gibi gülmüyor evladım" demez mi bi de ardından. Tabi ağlamaya sürekli meyilli olan benim gözlerim doldu şapurşupur ama bozuntuya da vermedim "Siz de hep gelin, hem size de yürüyüş olur güzel olur" demekle yetindim boğazımda 41 düğüm tükrüğümle boğulmak üzereyken :)

Bugün birkere daha farkettim, aslında insanı o kadar çok demoralize eden şey var ki ama bi o kadar da moral motivasyon olan, gülümsemesini sağlayan, aklına geldiği anda yıkık olan moralini destekleyip ayağa kaldıran, tökezleyerek de olsa yürümesine yardımcı olan..

Yarın yepyeni bir gün, kendime gelebilmemi sağladığı için kırmızı yüzlü yaşlı teyzeme teşekkür ederim :)

Kafam küçük olabilir ama kocaman bir yüreğe sahip olduğumu hatırlattığı için.. :))

Herkes güzel başlasın yeni güne diye şimdiden yazim dedim.. Şimdi okuyan herkes yüzünde kocaman bir gülümsemeyle uyuyup uyanabilir :))

Bir de son birşey daha var, gülerken sadece gülmek için gülmeyin, gözlerinizde sizinle gülsün o zaman daha çok hissediyorsunuz yaşamanın ne demek olduğunu sanırım :))

İyi geceler herkese.. Ya da günaydın da olabilir :))


25 Ağustos 2013 Pazar

Çayla romantizm :))

Seviyorum yahu kendimi :)))
 Müzik olmadan da olmaz tabiki :)

Hasta bir haftasonu :(

-Benim evim denizi görüyo
-Eee nolmuş benim evimde E-5 i görüyo, üstelik gece görünüşü daha güzel :))
Aman Yerabbimmm bütün gün evde olmak ne fena bişey aslında evde zaman geçirmeyi çok seviyorum ama hastayım, karnım ağrıyo ve yerimden kalkamıyorum :(( kendime türlü türlü eğlenceler bulmaya çalışsam da pek başarılı olduğum söylenemez. Evin en güzel manzarası E-5 manzarası :)) bütün gün izlemek insanın içini darlandırsa da yine de seviyorum İstanbul'un kalabalıklığını izlemeyi. 

 Günüme biraz kitap ve çayı da kattım tabi haliyle. Uzun zamandır okumak istediğim kitabı okurken kitap okumaktan dahi keyif alamadığımı farkettim. Noluyo bana acaba :( Keyifsiz bir insan oldum çıktım mı ki ben acaba yoksa hasta olmaktan dolayı mı bu keyifsizliğim :(( Bi de insan bütün gün kendiyle kalınca sıkılıyor sanırım. 
Hasta haliyle azıcık da olsa ilgi bekliyo ama nerdee :) Ablacım sağolsun sabah kahvaltıya çağırdı beni ama sonra eve gelince tabi evim ve ben yalnızlıkla vals ettik adeta. Ahhh haftaiçi evde vakit geçirmeyi özlesem de ben hasta olmayı hiç sevmedim yahu :( 

24 Ağustos 2013 Cumartesi

Düğünün ardından..


 "Şimdi ben bu gelin çiçeğinin bi parçasını kaptım ya e gelinin ayakkabısının altına ismimi de yazdım e sıra zaten bende, o zaman ben de evlenir miyim acaba :))"


 Ankara yolcusu kalmasıınn diye diye gittik Ankara'ya. Sakın kimse üstüne alınmasın, ben ısınamadım Ankara'ya, sevemedim bir türlü napiimm :) Bana hep resmi gelmiştir Ankara, ama gidilen yerde sevdiğin insanlar olunca başka oluyor tabi. 17 kuzen, 4 dayı, 4 yenge, 3 teyze, anne, baba ve tabiki başımızın tacı anneannem :) Herkes düğün için toplandı, düğün evine girdiğimizde çok değişik bir heyecan vardı evin içinde, kız evlendiriyoruz kolay mı :) Gelin giyindi, gelinin abisi gelinin kuşağını bağladı, o kuşak bağlanırken enteresan bi şekilde benim gözler doldu baktım gözleri dolan sadece ben değilim. Ben ablamın kuşağı bağlanırken ağlamadım yahu ne oluyor diye de sormadım değil kendime. Bu fasıl geçildikten sonra damat tarafı geldi davul zurna eşliğinde gelini almaya, tabi benim kuzenler durur mu? Hayır durmaz, "gelinin odasının kapısı açılmıyooo, kapı kilidi sıkışmıışş galibaaa" deyince damadın babası elini cebine attı. Neyse ki kapı çok zorlanmadan açıldı, gelin evden çıktı. Tabi kız annesi (teyzem olur kendisi) üzüldü, "ama mutlu gidiyor gelin, üzülme" dediysek de üzüldü. Gelin kapıdan çıkarken kafasından aşağıya bereket olsun diye paketlenmiş paralar atıldı, annemin ısrarları sonucunda o paketlerden birini alıp çantama koydum :) Biraz zaman geçtikten sonra da maaile biz çıktık düğünün olacağı yere gitmek için. Arkada kuzenleri, dayıları ve yengeleri taşıyan bir minibüs önde biz. Gayet keyifli bir düğündü bence. Bol bol oynadık, tabiri yerindeyse kurtlarımızı döktük. 
Aslında çok da anlatmaya gerek yok detayları. Düğünden aklımda kalan en önemli sahne; gelin çiçeğinin atıldığı sahneydi sanırım :)) Gelinimiz kimseye haksızlık olmasın diye çiçeği bütün halde atmak yerine bütün halde atarmış gibi görünüp dağınık attı. tabi yerlere saçılan çiçeklerden bekar olanlar topladı onlardan biri de bendim :) Ellerimde çiçekleerrr şarkısını söyleyerek mutlu mesut bir düğün daha geçirdik.. Dilerim ki çok mutlu olsun herkes, ağızlarındaki tat hiç kaçmasın, huzurları hiç bozulmasın, Allah bekar olanlara da nasip etsin (Amiiiinnnnnn :)))!)

Herkese iyi haftasonları... :)



Sevgili blog arkadaşım "Beyaz Sır"dan mükemmel çekiliş :)

http://whiteglaze.blogspot.com/2013/08/beyaz-srn-buyuk-cekilisi.html

Yukarıdaki link yazılarını keyifle okuduğum, siteme katılarak beni sevindiren blog arkadaşım, aynı zamanda aynı memleket havası aldığım Beyaz Sır'ın sevgili okurlarına sunduğu ve içinde birsürü hediye barındıran güzel bir çekiliş.. Paylaşmak istedim :) Hadi çekilişe..

http://o1308.hizliresim.com/1d/d/rdt40.jpg

23 Ağustos 2013 Cuma

Günaydınnn :)) Hadi müzik dinleyelim :)

Herkese günaydın :) Bugün günlerden cuma, merak eden var ise izne çıkamadım ben, izin haftamda çalıştım. Yapacak birşeyim olmadığı için iznimi iptal ettirdim sanki gezme planı yapmak zorundaymışım gibi hissettim sanırım :)) Neyse, kısa zamanda kullanmadığım izin hakkımı kullanıcam ama.Mesela ilk olarak bu günden başladım, 5 günlük iznimden 1 güncük aldım, akşama düğün var; yolculuk Ankara :) Teyzecimin kızı evleniyor. Benden 1 yaş büyük kendisi, bazen "evde kaldım beeennn" diye düşünmüyor değilim ama "nasip" deyip avutuyorum kendimi :))
Azıcık yazıp sonra hazırlanmaya kaçıcam. 2 gündür bir şarkı dinliyorum. Bir arkadaşım paylaştı sağolsun. İş yerinde müzik dinleme adetim yok malesef ama saat 17 yi geçince kendime ufak tefek kaçış alanları yaratıyorum. İşte o kaçış alanlarında dinlediğim bu şarkı anlamasam da enterasan bi şekilde bağladı kendini bana ki telefonumun zil sesi bile yaptım kendilerini :) Aslında Fransızca zor bir dil bana göre, konuşması da anlaması da. Kaba biraz. Gırtlaktan konuşuyorlar. Dinlemesi güç gibi bir dil. Ama şarkı çok enteresan. Hiç birşey anlamasanız da klibini izleyip bir şeyler hissedebiliyorsunuz. Ki ben de klibini çok beğendim ve şarkının sözlerine bakmak istedim; baktım ki çok şey anlatıyor.. Siz dinleyin, siz karar verin.. İyi Cuma'lar..  <a href="http://vimeo.com/68050922"></a>

http://vimeo.com/68050922

17 Ağustos 2013 Cumartesi

Güven giderse tekrar gelir mi ?

Esti.. Yazmak istedim.. Herkesin hayatında hatalar olur belki de tekrar tekrar yaşanır bu hatalar; insan hata yaptıkça büyür, büyüdükçe hatalarının sonucu daha ağır olur, daha çok şey kaybeder, daha çok yıpranır en önemlisi sevdiği insanların güvenini kaybeder.. Ama insan hata yaptıkça insandır, kimse isteyerek ne hata yapar ne kendinden olanı kaybetmek ister.. Kurtulmaya çalıştıkça daha çok batar bazen bazen de çoktan batmıştır da hala bir umut çırpınmaya devam eder.. 

Güven gider işte o zaman yapayalnız hissedersin kendini, nefes alamaz gibi nefes alsan da aldığın nefesin tadı yokmuş gibi.. Kimseyi daha fazla üzmeden kendini avutmaya çalışırsın ama nafile.. Güvenle birlikte huzur da gitmiştir zaten çoktan... 


Çok uykum var.. Sanırım uyumak lazım artık. 

Kimsenin güvenini kaybetmemeniz dileğimle, iyi geceler herkese...

7 Ağustos 2013 Çarşamba

Abur cubur yasak mııı e ne yiyecez o zaman?? /:| Nasıl zayıfladım -2-


Yukarıda görülen envayi çeşit zararlı yiyecek ve bunların hiçbirini tüketmemesi ya da en asgari biçimde tüketmesi gereken ben /:| "film izlerken cips kola yapmayacaksam ne anlamı var ki film izlemenin ya da avuç dolusu çikolata yiyip bütün mutluluk hormonlarını vücuduma salmanın keyfini yaşayamazsam nasıl mutlu olucam ki ben.." Diye düşünmekteydim kii internette yaptığım araştırmalar ve aldığım tüyolar neticesinde aslında bu yiyeceklerden elini eteğini tamamen kesmenin ileride bunlardan herhangi birini yemeye yeltendiğinde vücudun kendini şaşırıp kendine değişik gelen bu şeyi depolama eğiliminde olduğu kanısına varmaktayım. Aslında mantıklı ve uzun süreli düşününce daha önceki diyet girişimlerimi, aldığım neticeleri ve "sonuca ulaştım yaşasın zafer benim" deyip biraz ara vereyim de özlediğim şeyleri yiyebileyim deyip kola cips e dadandığımı ve zorlukla verdiğim bütün kiloları en fazla 2 haftada geri aldığımı rahatça hatırlıyorum. O yüzden uzmanlar az az yiyip sık sık yiyeceksin diye boşuna bağırmıyorlar. Vücudunu hiçbirşeyden mahrum bırakmayacaksın ama ona aşırı da yüklenmeyeceksin. Dengeyi kurduğun zaman zaten kendini gözlemlediğinde görüyorsun ki bir zamanlar vazgeçemediğin yiyecekleri şimdi Canın ya hiç istemiyor ya da istediğinde de bir iki tırtıklayıp bırakıyorsun. 

Yaptığın şeyin adı diyet olmamalı kendine göre bedeninin istediğine göre bir yeme tarzı belirleyip kimseye göre değil "kendimi en iyi ben tanırım" deyip neden etkileniyorsun aslında sana iyi gelen ne diye kendine sorup ve en önemlisi kendine ' güvenip ' başlayacaksın bu işe.. Bir haftada 3 kilo değil de 3 haftada 1 kilo vereceksin gerekirse ama o verdiğin bir kilo seni öyle iyi hissettirecek ki sanki 10 kilo vermişsin de Ebru Şallı vücuduna sahip olmuşsun gibi gerine gerine gezebileceksin sokakta. Ve kendini  tanıyarak verdiğin o kilo bir daha sana saygısızlık yapıp geri gelmeyecek çünkü sen artık bedenine saygısı olan bi insan olacaksın e haliyle kendine saygısı olana kimse saygısızlık yapmaya yeltenmeyeceği için daha çok güveneceksin kendine... Ve ne olursa olsun kaç kilo olursan ol ya da kendinde sevmediğin ne olursa olsun hiç unutmayacaksın ki dünyada senden bir tane var o yüzden tekrarlayacaksın "ben herşeyin en güzeline layığım :)))" 

 Herkese iyi bayramlar :))) 

30 Temmuz 2013 Salı

Yok yok kilodan değil.. Nasıl kilo verdim -1-

-Kızım yesene. Niye yemiyorsun? Yemeden kilo mu verilirmiş? Bak sarma sardım az ye ama ye. -Yok annecim kilodan değil hava çok sıcak ya ondan bişey yiyemiyorum.. Canım istemiyo.. /:|  Olur büyük çoğunlukla cevaplar.. 

Herkese iyi haftasonları olsun :) Yaz geldi havalar sıcaklaştı kışın rahatça bırakılan göbek yazın ince giyinince ortaya çıkıverdi sonra kadınları bir derttir ki alııırr gider.. İşte o kadınlardan biri de benim :)) Aman yarabbim yaz geldi tatile gidicem bikini giycem ben şort da giyesim var aslında ama etek giysem ya tek tek denenir bunlar ama haliyle ya dar gelir ya "ohh oldu" derken düğme patlayıverir işte o zaman yaşanan tam bir hayal kırıklığı olur :) Bunun derdine düşmüş durumdayım bu günlerde. Oldukça kilo almışım ki geçen sene yaz aylarında olan şortum bile olmuyo :( rejim yapmaya karar verdim en büyük destekçim ablam zamanında 9-10 ay kadar bir zamanda 12 kilo vererek kendini aşmış, verdiği kiloları tekrar almayarak bedenine olan saygısını koruyan insan. Hergün ne yiyip ne yememem gerektiği konusunda ciddi yardımları oluyor, sağolsun. Bir de spor yapmak lazım tabi :) bütün gün oturarak çalıştığım için bu gün içinde biraz zor olsa da akşamları iş çıkışında mutlaka yürümeye çalışıyorum bir de tabi eve aldığım bir emektarım var eliptik bisiklet :)) ben spor yaparken kendisi benden daha çok yorulsa da birbirimizi idare ediyoruz. Bir de zumba var tabi 1 saat süren o bir saat içinde hem eğlendiren hem de "aynada kendini gör de ne hale geldin bak" diyebilen bir spor :))

Her insanın vücudu ayrıdır, herkesin bedeni kendine özeldir birinin yediği diğerine yaramaz ona yarayan da ötekine yaramaz ne enteresan şey şu insan vücudu. Kilo vermeyi görünüşten ziyade bedenime olan saygımdan istiyorum ki oldukça saygısızlık yapmışım kendisine :( 
Ama gayet azimliyim kendime söz verdim aynada görünenden değil aynaya bakandan olmak için :) Yazmayı ve paylaşmayı sevdiğim için yazdıklarımla deneyimlerimi hem sizinle paylaşıcam hem de buradan kendimi denetlicem. Hadi sağlıklı yaşam başlasın :)) Herkese iyi dinlenmeler..

20 Temmuz 2013 Cumartesi

Gidiyom ben yaa... :))(1)

Tam 1 ay sonra çalıştığım yerdeki 8 aylık ödülüm olan 1 haftalık tatilime çıkıcam :) Düşünmekteyim acaba nereye gitsem diye..
Eskiden otobüs yolculuklarını çok severdim. Hala severim ama şimdilerde çok yolculuk yapamamaktayım o yüzden biraz da özlüyorum aslında.. Gerçi uçak biletleri ucuzladı otobüslerin fiyakaları bozuldu diyebilirim ama neyse :)) Eskiden (gören de beni 75 yaşında sanır ama değilim ) uçak biletleri oldukça faiş fiyatlardaydı. "Uçak mı? ııı şey ben otobüsle yata yata giderim uçağa hiç gerek yok /:|" modunda dolanırdık ortalıklarda. Ama şimdilerde fırsat kollar olduk hemen hemen her yere bir havaalanı açıldı eskiden bu da yoktu. Tabi durum böyle olunca hava yoluyla taşımacılık daha da kolaylaştı. Ama hiçbirşey otobüs yolculuklarına yapılan sohbetlerin yerini alamadı :) Otobüs bileti alırken söylenen "bayan yanı lütfen" lafı, yol arkadaşının nasıl biri çıkacağının merakı, yol boyunca sohbet mi edeceksin, yoksa bütün yol boyunca uyumayı mı tercih edeceksin sorusunun cevabı... Ve daha birsürü şey. Bazen yanınıza yaşlıca bir teyze oturur ki yaşlı insanlarla sohbet etmek inanılmaz keyiflidir bana göre bazen de yanınıza yaşı yaşınıza daha yakın biri oturur ortak konuşacak çok şey var diye düşünürsünüz ama çoğu zaman gülümseyerek kafanızı bi çevirirsiniz ki yanınızdaki çoktaan gözlerini kapatmış ya gerçekten uyuyo ya da konuşmayı pek sevmiyo bunu da nazikçe size gösteriyo :) Nasıl anlarsanız artık :)) Yanınızdaki insanla yol boyunca yaptığınız sohbet -eğer sohbet etmeyi seviyorsanız- size çok güzel şeyler katabiliyor. Hayata başkasının, sizden olmayan birinin gözünden görüyorsunuz veya görmek için çabalıyor,hayal ediyorsunuz. Hatta bazen kendinizi onun yerine koyar onun anlattıklarını yaşarsınız. Bazen karnınızda kelebekler uçuşur bazen anlattıklarıyla dehşete düşer gözleriniz dolar çektiği sıkıntıları anlamayı kısacık yolculuğunuza sığdırmaya çalışırsınız.. Bu yüzden yolculukları da severim, yanımdaki insanla sohbet etmeyi de.. Bir keresinde yanıma orta yaşlarda bi hanım oturmuştu. Örgü örmek ilgi alanım olduğu için dikkatimi çekti. Gideceğim yer çok uzun olmamasına rağmen sohbet etmek istedim ve kolay gelsin diyerek söze başladım.. Yaklaşık 3 saat boyunca sohbet ettik ve o sohbetten ayrıldığımda 5 şişle örgü örmeyi ve hayatın insana neler getirebileceğini öğrendim. Bu hanım örgüden bebek yaparak çocuklarını okutuyormuş. O kadar sevimli geldi ki anlattıkları, paylaştıkları, öğrettikleri.. :) Şunu farkettim; kim olursa olsun, hangi tarafa bakıyor olursanız olun,tahsiliniz ya da düşünceniz ne olursa olsun karşınızdaki insanla konuşacak ortak birşeyleriniz muhakkak vardır. Siz de tanımadığınız insanlarla sohbet etmeyi deneyin bakın o zaman ne kadar da kolay bitiyor bitmez dediğiniz yollar.. :)
Ben nereye gideceğime henüz karar veremedim, benim için tatil önerileri olan var mı acaba :))?

15 Temmuz 2013 Pazartesi

Kadın erkeğini ister.. Peki ya erkek? (2)

Uzun zaman oldu yazmayalı.. Nedendir bilmiyorum ama uzak kaldım kelimelerimden.. Oysa ne çok severim yazmayı.. Her insan değişik anlatır kendini.. Bazısı sözcükleriyle, bazısı bakışlarıyla, bazısı müziğiyle, bazısı çizerek bazısı da benim gibi yazarak.. Yazmanın değişik bir sırrı var bana göre; insan kimseye hatta bazen kendine bile anlatamadığı şeyleri yazarak çözümlüyor.. Kendini daha rahat tanıyabiliyor..
Kadınlar ve erkekler.. Büyük kaos.. Her iki cins için de birbirini anlamak imkansız gibi birşey.. Nedense biz kadınlar erkeklerin de bizim düşündüğümüz gibi düşünmelerini bekleriz. Erkeklere göreyse kadınların düşünceleri inanılmaz karmaşıktır ve kadın gibi düşünmek oldukça çetrefilli ve imkansız görünür gözlerine.. Kadınlar inanılmaz narin varlıklardır; hissederler, hissederek severler ama en az erkekler kadar güçlü en az onlar kadar ayaktadırlar. Kadın dendiğinde çevresini sahiplenen bir anne gelir aklıma; kadın dendiğinde bir sürü zorlukla karşılaşan ama hepsini kabullenip hepsine tek tek göğüs geren varlık gelir, kadın dendiğinde seven, sevdiği adamı sahiplenip herşeyi göze alıp onu hissetmek için ona dokunan, görevi olduğu için değil erkeğini mutlu etmek için bir sürü yemek yapan hatta yemek yapmayı bilmiyorsa bile bir sürü malzemeden uyduruk yemek yapıp içine de en samimi duygularını katan canlı gelir aklıma.. Kadın dendiğinde erkeğini şartsız kuralsız seven insan gelir aklıma.. Kadın aşık olduğunda karnında kelebekler uçuşur, aşık olduğu adam bir anda dünyanın merkezi oluverir onun için; aşk geliyorum demez bir anda gelir sersem eder çevresine nedenini bilmeden sürekli gülümseyen birini çıkarıverir.. Gözler dolar aşık olduğunda, nedir, kimdir necidir diye düşünmeden hoşgeldin diye karşılar kadın aşkı.. Düşünmeksizin sever erkeğini.. Sahiplenmesi bundandır belki de kadınlığından; anneliğinden, içinde hissetmesinden.. Ne çok şey var yazılası, kadın olmaktan dolayı o kadar mutluyum ki; içimde aynı anda 4 mevsimi birden yaşayabildiğim için, karşımdakinin gözlerindeki mutluluğu görebilmek için bütün enerjisini karşısındakine yansıtan bazen kendini naza çeken ama sonra kendiliğinden çözülebilen bir varlık olduğum için o kadar şanslıyım ki.. Peki ya erkek nedir? Ne ister? Ne hisseder? Nasıl hisseder? O da hoşgeldin der mi aşka şartsız koşulsuz..
Kadın ve erkek var olduğu sürece aşk hep var olacak ve aşk hakkında hep birşeyler yazılacak.. Aslında aşk dediğin dilediğince yaşamaktır hayatı, karnında uçuşan kelebekleri sevmek ama onları hiç kaybetmemektir belki de.. Peki sizce?